HAYAL GÜCÜNÜN MÜTHİŞ GÜCÜ
 
 Okurken bir an için bile olsa başka diyarlara gittiğimiz kitaplar… Kendimizi karakterlerin yerine koyduğumuz unutulmaz filmler… Ya da hayatımızı kolaylaştıran icatlar… Hepsinin ortak bir noktası var, farkında mısınız? Zihnimizdeki bir gücün; hayal gücünün ürünü olmaları…
 
Einstein ve hayal mi?
Albert Einstein, izafiyet teorisini masasının başında otururken değil, bir yaz günü bir tepenin üzerinde uzanıyorken keşfetmiştir. Gözleri yarı kapalı bir şekilde gökyüzünü seyrederken, kendi hesaplarına göre, güneş kirpiklerine vuruyordu ve binlerce minicik güneş ışığı kırılıyordu. O, bu güneş ışıklarının birinin üzerinde seyahat etmenin nasıl bir şey olacağını merak etti ve kendini bir güneş ışığının üzerinde kainatı dolaşıyor olarak hayal etti. Onu hayali öyle bir yere götürdü ki, almış olduğu formel fizik eğitimi ona böyle bir şey olmaması gerektiğini söylüyordu. Bunun üzerinde düşününce, yazı tahtasının başına geri döndü ve hayalinin onu formel eğitimden daha iyi olduğuna inanarak, beyninin ona söylemiş olduğu doğruyu açıklamak için yeni bir matematik üzerinde çalışmaya başladı. Gündüz düşleri, gerçeğe dönüştü…
 
Zihni kullanmanın en kolay yollarından biri olan hayal kurmak, bir olay dizisini zihinsel imgeler şeklinde canlandırmaktır. Hayal kurma ve zihinsel imgeler oluşturma konusunu en fazla araştırmış Yale’li psikolog Jerome Singer, düşler diyarına yolculuğu, "birincil bir fiziksel veya zihinsel faaliyetten uzaklaşılarak bir dizi öznel tepkinin ortaya çıkması" olarak tanımlıyor.
 
Araştırmalara göre, çoğumuz, uyanık olduğumuz zamanın %30'unu düşler diyarına yolculuk yaparak geçiriyoruz. Sıradan bir insanın günün ortalama 16 saatinde ayakta olduğunu kabul edersek, günün beş saate, yani 300 dakikaya yakın bir kısmını, düş kurarak, zihinsel gezintiye çıkarak geçiriyoruz.
 
Düşler, geleceği prova edebilme, olası senaryoları gözden geçirebilme, çeşitli hayat olayları için hazırlıklı olabilme ve onlarla mücadele edebilme, yeni maceralar canlandırabilme, fanteziler kurabilme ve daha yüzlercesi için fırsat sunan, yaratıcılığın serbest kaldığı bir alan. Hiçbir risk barındırmaksızın keşif, zihinsel hazırlık, planlama, deneyimleme veya yalnızca haz için kullanabildiğimiz bir yapay "gerçeklik"; bir nevi oyun sahası yahut deney alanı.
 
Hayal kurmak, çocukların ve yetişkinlerin hayali durumları prova ederek bunlar karşısında uygulanabilecek en iyi stratejiyi prova etmelerini, değişik seçenekleri göz önüne almalarını, daha önce akla gelmeyen sonuçları keşfetmelerini sağlamakla kalmaz; kişinin kendisini yaralamış birinin cezalandırıldığını gözünde canlandırarak duyduğu hayal kırıklığı ve öfkeyi azaltması gibi, hoşa gitmeyen gerçekliği hayal gücüyle ödünleyerek duygusal bir düzen yaratmaya da  katkı sağlar ve tüm bunlar bilincin karmaşıklığını arttırır.
 
Göz mü görür, beyin mi?
Şu çalışmayı bilirsiniz: Denekleri bir maddeye baktırmışlar ve beyinlerinin belli bölgelerinin aydınlandığını farketmişler. Deneklere bu defa gözlerini kapatıp, aynı şeyi sadece gözlerinde canlandırmaları istendiğinde, beynin yine aynı bölgelerinde aydınlanma olduğu fark edilmiştir.
 
Gerçek şu ki beyin çevresinde gördükleriyle hatırladıkları arasındaki farkı bilmez… İkisinde de aynı nöron ağları ateşlenir. Ne kadar tekrar, o kadar nöron ağı ateşlenir! Bir şeyi üst üste tekrarlarsanız, o sinir hücreleri uzun süreli bağlar oluşturur. Birlikte ateşlenmeyen sinir ağları kopar. Kimyasal tepkiler de yok olur. İşin güzel tarafı: Bu tekrarın gerçek ya da hayal olmasının beynimiz için hiçbir farkı yoktur. Her ikisinde aynı nöron ağları ateşlenir.
 
Dr.Herbert Benson, Tibetli rahipleri incelemek üzere Hindistana gitti. Bu geziler,zihin-beden bağlantısını araştırmak amaçlıydı. Bu rahipleri yükseklerde, dondurucu soğuklarda sadece tek bir peştemalle yaşayabildiklerini ve üşümediklerini gördü. Bunu bir tür “ısınma meditasyonu “ aracılığı ile yani sadece hayal ederek sağlamaktaydılar.Islak ve soğuk tabakaları bedenlerinin ısısı ile kurutabiliyorlardı. Önce zihinlerini durultmak için meditasyon yapıyor, sonra da bedenlerini ısıtan bir ateşi gözlerinde canlandırıyorlardı.
 
 Hayallerimizi beynimizin gerçek olarak algılamasını nasıl bir avantaja dönüştürebiliriz?
Bir yönetici ya da çalışan olarak hayal gücünü verimliliğiniz arttıracak bir unsur olarak nasıl kullanabiliriz?
 
 Bize şimdiye kadar öğretilenin  aksine hayal kurun! Çok istediğiniz herşey hakkında hayal kurun. Hem de çok sık! Ünlü olmak, zengin olmak, iyi bir anne-eş olmak! Hayal gücü, size iş hayatında müthiş bir ayrıcalık katacaktır:
 
Empati, yaratıcılık, farklı bakış açıları ve çözümler geliştirebilmek, müşteri gibi düşünebilmek, kendini o mal ve hizmeti satın alan tüketicinin yerine koyup, işine yenilikler katmak.  
 
Bu konuda en iyi örnek şüphesiz Steve Jobs olacaktır. Kendisi için en çok söylenen ‘tüketici ne istediğini bilmeden, ona istediği hizmeti, teknolojiyi sunmayı başarmak’ Apple’ı ve Steve Jobs’ı farklı kılmamış mıdır?
 
Bir otelde oda temizliğinden sorumlu çalışanlardan biri odayı temizledikten sonra kendisini yatağın üstüne fırlatıp, tavana asılı pervaneyi çalıştırmış. ”Neden böyle yapıyorsun” diye sorulduğunda, ”Eminim ki bu odada kalacak müşteri de odaya girdiğinde böyle yapıyor, odayı çok iyi temizleyip temizlemediğimi test etmek için bunu yapıyorum, çünkü eğer temizledikten sonra toz kaldı ise pervaneyi çalıştırınca anlaşılır” diye cevap vermiş.
 
Neden çalışanlarınıza ara sıra da olsa “hayal workshoplar”ı yaptırmıyorsunuz? Nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri, bütün öğretilmişliklerden uzak…
 
 İşte teknikler…
 
Bir çok insan hayal gücünü az kullandığı için onu soldurmuş ya da kesintiye uğratmıştır. Zayıflayan bir kasımız ya da organımız gibi hayal gücümüzün de tekrar uyanması için egzersizlere tabi tutulması gerekir. Bu workshoplar hayal güçlerimizi yeniden ateşlemek için ideal çalışmalar olacaktır. Bireysel olarak hayal gücümüz için neler yapabiliriz bakalım:
 

ABD Ohio’da Cleveland Klinik Vakfında yapılan bir araştırmada haftada 5 kez ağırlık kaldırdığını hayal eden 10 deneğin pazılarının %13.5 oranında kuvvetlendiğini ortaya koymuş. Araştırmanın sonucuna göre, kişiler egzersiz yaptıklarını hayal ederek kaslarının kuvvetlenmelerini sağlayabiliyorlar. Kas gelişimi ise, zihinsel egzersiz kesildikten sonra 3 ay kadar korunuyor. Aynı calışmayı başarı, mutluluk, hayata dair tüm hedeflerimiz için de yapabiliriz.

 
Düzenli kullanırsanız, hayal gücü günden güne güçlenecektir. Pratik yapılarak, görselleştirmeyle elde ettiğimiz duyumlar neredeyse gerçeklerinden ayrılamayacak seviyeye çıkabilirler. Özellikle, rahatlamış, alıcı ‘alfa’ durumunda iseniz…Bütün bunları daha sonra işinizle ilgili herhangibir duruma uyarlayabilirsiniz.

 

Gerçekten uzaklaşmadan yapılan yapılan canlandırma, tecrübeyle aynı işi yapar fakat başarısızlık riski yoktur. İşin sırrı, tekrardadır.  Gerçekçilik, pratikle birlikte gelir. Zihinsel alışkanlık bir kere değişti mi, yaratıcı düşünce ve tutumun tatmin edici bir kendini gerçekleştirme döngüsü içindesiniz demektir.

 

 
Nerede ve nasıl olmak istediğinize karar verin, bunu zihninizde sürekli yaşayın, bol tekrar edin ve tüm hedeflerinize adım adım yaklaşmanın ve beyin gücünüzü kullanmanın tadını çıkarın!
 
Bir sonraki yazıda buluşmak üzere,
 
 YARARLANILAN KAYNAKLAR:
 
Sağ Beyin Yöneticisi Dr. Harry Alder
 
Aklın Gücü, Tony Buzan
 
Sakin ol,sinirlerine hakim ol! Bob Losy
 
İşte İnsan 1.4.2012 Emre Konuk: Gündüz düşleri
 
Hayallerindeki gibi yaşa Murat Toktamışoğlu
 

HR DERGI MAYIS 2007