Eskiden beri işim ve öğrendiklerim gereği ağzımızdan çıkanların, düşünsel yapımızın aynası olduğunu bilir ve dikkat ederdim.

 

Ama bir çocuğum olduktan sonra buna daha da dikkat eder oldum. Onun güzel beyni, tertemiz bir beyaz sayfa…Ben, babası, akrabaları yani tüm dünya onun bu sayfayı doldurmasına katkıda bulunacağız. Nasıl? Önemli olan da bu zaten…Olumlu da etkileyebiliriz, olumsuz da…

 

„Şişşt sus bakayım, sen erkeksin, erkekler ağlamaz“ diyebiliriz. İşte bir kayıt atıldı bile…Onun küçük ve saf dünyasında bunun kodlanması şudur: „Ben erkeğim, o halde benden beklenen ağlamamam….“ Ondan sonra da 30’lu yaşlarla birlikte başlıyoruz kendimizi bulmaya, hayatımızı olumsuzluğa iten kalıpları bulmaya… Tabii bulabilen ne şanslı! Bir bulsak, onları olumluları ile değiştireceğiz ama…

„ Çok güldük, hayrolsun, arkasından ağlayacağız kesin“ sözlerini dinleye dinleye büyümedik mi?
 

Şu yaşımdaki farkındalığımla;

Allah acısını göstermesin“ diyenlerin sözlerini içimden „Allah hep birlikte olmak nasip etsin“ diye çeviriyorum.
„Kazasız belasız gidin“ diyenlerinkini içimden „Allah hayırlısıyla, sağlıkla varmak nasip etsin“ diye çeviriyorum.
 

NLP (NÖRO LİNGUİSTİK PROGRAMLAMA) dediğimiz şey de en temel haliyle bu değil mi zaten?
Aman, konuşurken dikkat! Konuştuklarınız, gerçeğiniz olmasın!